KARANLIKTAN IŞIĞA SÖVMEYE DEVAM EDİYORLAR. SIRA POLİSE GELİNCE 5 AY ÖNCE OLUŞTURULAN İÇTİHAD DEĞİŞİYOR

Yayınlanma Tarihi:24-12-16 10:21

KARANLIKTAN IŞIĞA SÖVMEYE DEVAM EDİYORLAR

 

Sendikamız; öncelikli olarak üyelerinin özlük, mali, sosyal ve kültürel haklarını korumayı, tüm resmi iş ve işlemlerde üyelerine yasa ve yönetmeliklere uygun davranılmasını sağlamayı, haksızlık yapılmasını engellemeyi, amaçlamıştır.

 

Bu hususta 2012 yılı Kasım ayından bu zamana yoğun bir mücadele içine girmiştir. İhraç edilen yöneticilerimiz mesleklerine geri döndürüldüğü gibi, tüm mecralarda başarılı olunmuştur. Emniyet Hizmetleri Sınıfı çalışanlarının hakları için birçok dava açılmış ve kazanımlar sağlanmıştır.

 

Öncelikli olarak; Emniyet Hizmetleri Sınıfı çalışanlarının ek gösterge sorunu, Anayasa Mahkemesine kadar taşınmıştır. 2200 ek gösterge oranı iptal ettirilmiştir. Kır polisi ve deniz polislerinde olduğu gibi, sadece emekliliğimizde işimize yarayacak olan 3600 ek gösterge hakkımızı alabilmek için, 3000 ek gösterge rakamının da iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine taşınması sağlanmıştır. Büyük bir emek harcayarak, Askeri sıkıyönetim şartlarında, polisi sindirmek ve adeta şamar oğlanına çevirmek için hazırlanmış olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün, Anayasa Mahkemesi eliyle hukuken yok hükmüne düşmesi sağlanmıştır.

 

Polisin 8/24 çalıştırılmama, 12/12, 12/24 vb. insani olmayan çalışma sistemi sorununun çözümü için harekete geçilmiş, ilk önce Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulmuş, bu kurumdan elimize çok güçlendiren, mahkemelerde bilirkişi raporu olarak kullanabileceğimiz, 40 sayfalık bir kararın çıkması sağlanmış, bizlere insani olmayan çalışma sistemlerini dayatan, 1995 yılında çıkarılan ÇALIŞMA ESASLARI genelgesinin dayanak kanun maddelerinin iptali istemiyle Antalya ve Manisa illerinde dava açılmış, sürmekte olan bu davaların yakın zamanda duruşmaları yapılacaktır. Ayrıca, polisin maç angaryası konusu İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine taşınmış, intihar sorunu ile ilgili ise kamuoyu çalışmaları yapılarak farkındalık sağlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde sorunların dile getirilmesinde, medyada genişçe, sık sık yer almasında öncülük yapılmıştır. Bütün bunları, devamlı olarak ensemizde gezen kamu gücünü kullananların büyük baskıları altında ve çok kısıtlı maddi imkanlar içerisinde yapmaya çalıştık.

 

En önemlisi de, kuruluşumuzla FETÖ/PDY terör örgütünün kimyasını bozduk. FETÖ kuruluşumuzdan çok büyük rahatsızlık ve korku duydu. Hain planlarını öne çekmek zorunda kalan bu hain örgüt, tam hazırlık yapamadan, orantısız kalkışmalarda bulundu ve başarısızlıkları karşısında, tasfiye etdilmeleri için devletimize haklı zeminler doğdu. Biz bu terör örgütüyle 2012 yılındaki kuruluşumuzla, 17-25 Aralık sürecinden 1 yıl daha önce mücadeleye başlamış olduk. Biz açıktan tehdit ederek, devre dışı bırakmaya çalıştılar. Biz de adli ve idari makamlarla işbirliği içinde hareket etme dahil, mücadelemizden vazgeçmedik. Mesela Genel Başkanımız Sayın Faruk SEZER onların döneminde mesleğinden 10 kez çıkarıldı. FETÖ’nün bizden çok büyük rahatsızlık ve korku duydu, çünkü Emniyet Teşkilatında o dönemdeki mevcut güçlerini büyük oranda zayıflatacağımızı, sorunsuz işleyen çarklarına çomak sokacağımızı, ileriye dönük hazırladıkları hain planlarını bozacağımızı çok iyi biliyorlardı. Çok düşünmeye gerek yok, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin bertaraf edilmesindeki teşkilat mensuplarımızın üstlendiği engelleyici role bakarak, bize olan düşmanlıklarının sebebini anlamak hiç de zor değil. Biz tetikçilerinin baskılarına rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik ve aynı zamanda teşkilatımızı boğan bu terör örgütünden kurtulma arayışının adı olan sendikamızı var etmeyi başardık.

 

Bu önemli kazanımlara rağmen "Yargıtay'dan Emniyet-Sen için "yok" kararı" şeklinde Milliyet gazetesinde haber yaptırılması, en hafif tabiriyle büyük haksızlıktır.

 

Bu haber üzerine adama sormazlar mı? 16/12/2015 tarihinde sendikamızın kapatılması için açılan davanız “reddedildiğinde” sendikamızı kollarınızda çiçeklerle mi karşıladınız? Var mı kabul ettiniz? Her davada sonunda elinize kararı alıp uzun uzun düşünmediniz mi? Siz nasıl davanın reddi kararını kabul etmiyorsanız, bizlerde sipariş bir karar olan, zorlama bir karar olan “kabul” kararını kabul etmiyoruz. Özellikle bizlere sırtını dönen, ama bir emirle gerçekleri çarpıtan “gazatacı” kardeşleri de kınıyoruz.

 

Çok açık ve bariz ki; FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TEŞKİLATIMIZDAKİ YAPILANMASI İLE İLGİLİ TESPİTLERİMİZ BİRİLERİNDE ÇOK  BÜYÜK RAHATSIZLIK YARATTIĞINDAN BU HABERİ YAPTIRDILAR. Yani bu haber, yine Milliyet gazetesi köşe yazarlarından Tunca BENGİN Beyefendi’nin, 22.12.2016 tarihinde Emniyet-Sen kaynaklarından edindiği bilgiyi köşesine taşımasının hemen ertesi günü yine Milliyet Gazetesine servis edilmiştir.

 

Tunca BENGİN Beyefendi, EMNİYET’TEKİ FETÖCÜLER başlıkla yazısında                     ( http://m.milliyet.com.tr/matruska-suikast-siyaset-ydetay-2365787/ ); FETÖ tehdidinin devam ettiğini ve durumun çok ciddi olduğunu belirterek, “Örneğin, dün konuştuğum Emniyet-Sen yetkililerinin tespitleri şunlardı:   
“17-25 Aralık’tan önce teşkilatta yönetici vasfında olan binin üzerinde kişi hâlâ aynı konumdalar. Bunlar komiser ya da emniyet amiri değil, ilçe ya da bazı önemli şubelerin müdürleri... Görevden alındı denilenler de yer değişikliği. Yani bir ilçe emniyet müdürlüğünden alınıp bir başka ilçeye atanmak gibi. Çünkü birçok kişi 17-25 Aralık’tan sonra iktidara gidip biat etti. Bunların hepsi de isim isim biliniyor. Bugün operasyon yapılan kişiler daha düne kadar birbirlerine abi-kardeş diyen, aynı kolejden aynı akademiden mezun olmuş onların lafıyla ‘kolejli ruhuyla’ hareket eden insanlar. Kaç kişiyi sakladılar acaba...” şeklindeki tespitlerimize yer vermişti. Bu köşe yazısının hemen ertesi günü, Yargıtay kararı haberinin servis edilmesi, açıkça göstermektedir ki, birileri çok büyük rahatsızlık duymuş ve harekete geçmiştir.

 

Haber sitelerine büyük bir başarı gibi servis edilen Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin kararının gerekçesinde birebir şu ifadeler geçmektedir. “... Öncelikle belirtmek gerekir ki, dairemizin, 2015/8020 esas, 2015/15117 karar sayılı ilâmı ile, benzer nitelikli davada, süresinde açılmayan davanın mahkemece reddi üzerine, 4688 sayılı Kanun'un altıncı maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen dava açma süresinin hak düşümü süresi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle onama kararı verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararı da dikkate alınarak konunun dairemizce yeniden değerlendirilmesi neticesinde, anılan içtihadın değiştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”

 

Daha 5 ay önce, ilgili kanuna göre sendikal haklarını kullanmaları yasak olan yargıç ve savcıların kurduğu Yargıçlar Sendikası’nın lehine karar vererek kapatılmamasına hükmeden Yargıtay 22. Dairesi, sıra polise gelince, kendi oluşturduğu içtihadı değiştiriyorum diyerek verdiği ve bizim de temyize götürdüğümüz bir kararda geçen bu gerekçeyi başarı diye servis edenler; Allah’tan da korkmuyordur, kuldan da utanmıyordur. Eskiler “şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler” derler. Ne güzel derler; bu kararı haber yaptıranlar da haksızlığı ile, hırsızlığı ile övünüyorlar. Övünürken de maymunun gözünü açtığını fark edemiyorlar. Onlar hırsızlığı ile övüne dursun, yılmadan, bıkmadan, usanmadan, bizi kurtaracak olanın kendi inancımız, birliğimiz ve birlikteliğimiz olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Tüm bunların sonunda söylenecek onca söz varken, EMNİYET-SEN OLARAK SENDİKACILIK YAPMAYA DEVAM DİYORUZ. Aşkı trende sananlar, trene bakmaya devam etsin… biz gerekirse bireysel başvuru kapsamında ANAYASA MAHKEMESİ’ne, daha da olmazsa AİHM’e kadar gitmeye kararlı olarak çıktığımız yoldaki işlerimize bakalım… HERKES HADDİNİ BİLSİN… ASIL BİZ BU KARARI SİPARİŞ EDENLERİ VE KARANLIKTAN IŞIĞA SÖVMEYE DEVAM EDENLERİ YOK SAYIYORUZ.

Okunma Sayısı:3560

Yorumlar:

Ziyaretçi: 07.01.2017-12:52:00
ALLAH DOĞRULARLA BERABERDİR..
HABERE YORUM YAZIN