3600 EK GÖSTERGEYE KAVUŞMA YOLUNDA YENİ BİR MÜJDE!

Yayınlanma Tarihi:09-04-16 12:16

MÜJDE ! MÜJDE ! MÜJDE !

 

3600 EK GÖSTERGEYE KAVUŞMA YOLUNDA YENİ BİR MÜJDE!

 

İşbirliğimiz sonuç verdi ve CHP de Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

 

2200 ek göstergeden sonra 3000 ek göstergenin de Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasını sağladık ve 3600 ek göstergeye kavuşma ihtimalini çok yükselttik.

 

Emniyet-Sen olarak 3600’ün peşini bırakmayacağız !!!

 

Bilindiği üzere, 1995 yılından itibaren yükseköğrenimli polislere verilmeye devam edilen ve gelinen noktada artık yetersiz kalan 2200 ek gösterge rakamının iptali istemiyle 04 Haziran 2015 tarihinde açtığımız davamız, davaya bakan Manisa 1. İdare Mahkemesi’nce 31.12.2015 tarihinde karara bağlanmış ve bu karar 16.03.2016 tarihinde Aym’ye gönderilmişti. Bu davanın esastan görülmeye başlanacağı Aym tarafından 08.04.2016 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur.

 

Yine bu davanın Manisa 1. İdare Mahkemesinde devam ettiği süre içerisinde, 09.02.2016 tarihli 6663 sayılı Kanun ile yükseköğrenimli polislere bu sefer 3000 ek gösterge verilmiştir. Ancak beklentilerimizin çok altında kalarak bizlerde hayal kırıklığı yaratan 3000 ek gösterge rakamının iptali için de adım atmak gerekmiştir.

 

İşte bu nedenle, bütün hafta boyunca, Ana Muhalefet Partisi olması  hasebiyle yeni çıkan yasa maddelerini 60 gün içinde Anayasa’ya uygunluğunun denetimi için Anayasa Mahkemesi’ne gönderme yetkisi bulunan CHP’nin, Grup Başkan Vekilleri ve bunun yanında Devletimizin nihai karar organları nezdinde;

 

Genel Başkanımız Sayın Faruk SEZER,

Genel Disiplin Kurulu Üyemiz Sayın Ali ÖZAYDIN,

Manisa İl Temsilcimiz Sayın Ahmet YALÇIN,

Avukatımız Sayın Emrah AYTEKİN’den oluşan heyetimizin yaptığı, mekik diplomasisi şeklindeki, çok yoğun geçen görüşmeleri neticesinde;

 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun kurmaylarına bizzat verdiği emir ile;

 

Yetersiz kalan 3000 ek gösterge rakamı da, iptal edilmesi istemiyle, Anayasa’nın 152. Maddesi kapsamında, Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Bu başvurudan beklentimiz; Anayasa Mahkemesi’nin 3000 ek göstergeyi getiren 6663 sayılı Kanunun 9. Maddesinin Anayasa’nın 2. ve 55. Maddesine göre iptaline karar vermesi ve bu iptal kararı ile hukuki boşluk doğacağı için, Anayasa’mızın 153. Maddesi gereği hükümete süre vermesi karşısında, kararın gerekçesine göre hükümetçe yeni düzenleme yapılmasıdır.  

 

CHP tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru yaptırabilmek için ortaya koyduğumuz yoğun çabalarımızın netice vermesinin sevincini yaşadığımızı belirtmekle birlikte, açtığımız her davada olduğu gibi, bu davanın da her an takipçisi olacağımızı belirtiyor ve CHP’nin Sayın Yönetimine, gösterdikleri bu duyarlılıkları nedeniyle çok teşekkür ediyoruz. YAŞASIN EMNİYET-SEN...

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

EMNİYET-SEN GENEL MERKEZİ

 

 

İŞTE, ANAMUHALEFET PARTİSİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN AYM’YE BAŞVURU DİLEKÇESİ;

 

GEREKÇELER

 

1) 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. Maddesinin Anayasaya Aykırılığı

 

a) Düzenlemenin anlam ve kapsamı

 

1. 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle İçişleri Bakanlığına, Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare ederek Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliği ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak görevleri verilmiştir.

 

2. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 3. maddesinde Jandarmanın tanımı, “Türkiye Cumhuriyeti Jandarması emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silahlı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvvetidir.” şeklinde yapıldıktan sonra “Bağlılık” başlıklı 4. maddesinde, Jandarma Genel Komutanlığının emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin ifası yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu ve Jandarma Genel Komutanının İçişleri Bakanına karşı sorumlu olduğu belirtilmiş; 7. maddesinde, Jandarmanın genel olarak görevleri; mülki görevler (emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak), adli görevler (işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek), askeri görevler (askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak), diğer görevler (bu görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak) şeklinde sıralanmış; 10. maddesinde ise Jandarmanın genel olarak görev ve sorumluluk alanının, Polis görev sahası dışında ve il ve ilçe belediye sınırları haricinde kalan veya polis teşkilatı bulunmayan yerler olduğu belirtilmiştir.

 

3. 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nun 2. maddesinde, Sahil Güvenlik Komutanlığının barışta görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu belirtilmiş; 4. maddesinde ise Sahil Güvenlik Komutanlığına Türkiye Cumhuriyetinin bütün sahilleri, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale boğazları, liman ve körfezleri, karasuları, münhasır ekonomik bölgesi ile uluslararası hukuk kuralları uyarınca egemenlik ve denetimi altında bulunan deniz alanlarında emniyet, asayiş ve soruşturmaya (adli kolluğa) ilişkin görevler verilmiştir.

 

4. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 1. maddesinde, ülkenin emniyet ve asayiş işlerinden İçişleri Bakanının sorumlu olduğu ve İçişleri Bakanının bu işleri kendi kanunlarına göre görev yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve diğer zabıta teşkilatı eliyle yapacağı belirtilmiş; 9. maddesinde ise Emniyet teşkilatında idari polisin, toplumsal, sosyal ve genel güvenliğe ilişkin düzeni sağlamaktan, siyasi polisin Devletin genel emniyetiyle ilgili işlerden ve adli polisin ise adli işlerden sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

5. Bu yasal düzenlemelerden, İçişleri Bakanlığının 3152 sayılı Kanunla İçişleri Bakanlığına verilen, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliği ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak görevlerini, görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanına bağlı ve İçişleri Bakanına karşı sorumlu olan il ve ilçe belediyeleri sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü (Polis), il ve ilçe belediye sınırları dışında Jandarma Genel Komutanlığı (Jandarma) ve sahiller, karasuları, iç deniz ve boğazlar ile liman ve körfezlerde ise Sahil Güvenlik Komutanlığı (Sahil Güvenlik) teşkilatı ve personeli eliyle yerine getireceği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda iç güvenliğin sağlanmasından sorumlu Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatları personeli arasında görev ve hizmet yönünden esaslı bir fark bulunmamakta, farklılık görev ve sorumluluk alanlarının farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim görev ve sorumluluk alanındaki farklılıktan dolayı Emniyet personeline “şehir polisi”, Jandarma personeline “kır polisi”, Sahil Güvenlik personeline “deniz polisi” denildiği de olmaktadır.

 

6. Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli general/amiral, subay ve astsubayların özlük hakları kendi özel kanunları olan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda düzenlenirken; Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli polislerin özlük hakları ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda düzenlenmiştir.

 

7. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 137. maddesinin 9.8.1993 tarihli ve 499 sayılı KHK’nin 20. maddesiyle değişik sekizinci fıkrasının (b) bendinde, maaş gösterge rakamlarına astsubaylar için III sayılı ek gösterge cetvelinde rütbe ve derecelere göre belirlenen ek gösterge rakamlarının ekleneceği belirtilmiş; Kanuna ekli 18.5.1994 tarihli ve 527 sayılı KHK’nin 14. maddesiyle yeniden düzenlenen Astsubaylar için III sayılı Ek Gösterge Cetvelinde ise yüksek öğrenimli şartı da aranmaksızın 1. derece için 1.1.1995’den itibaren 3600 ek gösterge öngörülmüştür.

 

8. Buna karşın 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “VII. Emniyet Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (e) bendinin (aa) alt bendinde yükseköğrenimli polisler için düzenlenen ek gösterge cetvelindeki yükseköğrenimli 1. derecedeki polisin 2200 olan ek göstergesi, 29.1.2016 tarihli ve 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. maddesiyle 3000’e çıkarılmıştır.

 

9. Böylece aynı iç güvenlik görevini farklı sorumluluk alanları içinde yapan Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatı bünyesinde yapan astsubaylar ile Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı bünyesinde yapan polisler arasında 1993’den itibaren süregelen ek gösterge adaletsizliği, adaletsizliğin ortadan kaldırılması gerekçesiyle devam ettirilmiştir.

 

10. 3600 ek gösterge rakamı ile 3000 ek gösterge rakamı arasındaki farkın brüt (600 x 0,088817=) 53,29 TL gibi küçük sayılabilecek bir meblağa karşılık geldiği ileri sürülebilirse de asıl farklılık emeklilik maaşlarında ortaya çıkmaktadır.

 

11. 22.8.2015 tarihli ve 2015/8057 sayılı BKK’nın eki Karar’ın 1. maddesiyle, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga ek 70. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan gruplar ve oranlar değiştirilerek “Ek göstergesi 3.600 (dahil) – 4.800 (hariç) arasında olanlara %145’ine” çıkarılırken, “Ek göstergesi 2.200 (dahil) – 3.600 (hariç) arasında olanlara %85’ine” çıkarılmıştır.

 

12. 5434 sayılı Kanunun uygulamasına devam edilen mülga ek 70. maddesinde, emekli keseneği ve kurum karşılıklarının 657 sayılı Kanuna tabi en yüksek devlet memuru aylığı (ek gösterge dahil) brüt tutarı üzerinden memurların ek göstergelerine bağlanması ve aynı maddede “Bu tutarlar, bu Kanunun 41 inci maddesinin (a) fıkrasına göre emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıklarının; ek 20 inci maddesine göre de emeklilik ikramiyelerinin hesaplanmasına dahil edilir.” hükmüne yer verilmesi nedenleriyle; ek göstergesi 1. derecede olan Jandarma veya Sahil Güvenlik astsubayın emekli keseneği ve kurum karşılığı, en yüksek devlet memuru brüt aylığı (9500 x 0,088817=) olan 843,76 TL)’nın %145’i olan 1.223,45 TL üzerinden kesilir ve bu tutarlar emekli, adi malullük, vazife malullüğü ve dul ve yetim aylıkları ile emekli ikramiyesi hesaplamalarına dahil edilirken; ek göstergesi 1. derecede olan polisin emekli keseneği ve kurum karşılığı en yüksek devlet memuru brüt aylığı olan 843,76 TL’nin %85’i olan 717,19 TL üzerinden kesilip, bu tutar üzerinden emekli, adi malullük, vazife malullüğü ve dul ve yetim aylıkları ile emekli ikramiyesi hesaplamalarına dahil edilecektir. Aradaki fark 506,26 TL’dir.

 

13. Bu bağlamda siyasi iktidarın eşitsizliği kaldırıyoruz görüntüsü altında, aylık maaş yanında asıl olarak emekli, adi malullük, vazife malullüğü ve dul ve yetim aylıkları ile emekli ikramiyesi ödemesi farklılığı temelindeki adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayan uygulamayı devam ettirmeyi amaçladığı sonucu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

 

b) Anayasaya aykırılık sorunu

 

14. Anayasa’nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesine yer verilmiş; 55. maddesinin ikinci fıkrasında ise Devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü yüklenmiştir.

 

15. Demokratik devletin hukukla var olacağı ve hukukla yaşayacağı kabulüne dayanan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

 

16. Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devletinin gerekleri ilkeler şeklinde sıralanırken, “her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdürmek”, daima bu sıralamanın vazgeçilmezleri arasında yer almıştır.

 

17. Adaletli hukuk düzenini her alanda kurma ve bunu geliştirerek sürdürme yükümlülüğü, aynı işi, aynı siyasi otoriteye bağlı olarak farklı alanlarda ve farklı teşkilatlar altında yapan kamu görevlileri arasında, ücret ve diğer sosyal haklar ile sosyal güvenlik hakları bağlamında ayrımcılık yapılmamasını ve adaletli bir hukuk düzeni kurulmasını gerekli kılar.

 

18. 3152 sayılı Kanunla İçişleri Bakanlığına verilen, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliği ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak görevlerini İçişleri Bakanlığı, görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanına bağlı ve İçişleri Bakanına karşı sorumlu olan; (i) il ve ilçe belediyeleri sınırları dışında Jandarma Genel Komutanlığı (Jandarma), (ii) il ve ilçe belediye sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü (Polis), (iii) sahiller, karasuları, iç deniz ve boğazlar ile liman ve körfezlerde ise Sahil Güvenlik Komutanlığı (Sahil Güvenlik) teşkilatı ve personeli eliyle yerine getirir ve bunlar arasında görevin yerine getirildiği alan ile çalışılan teşkilat dışında, yerine getirilen görev yanında görevin yerine getiriliş biçimleri ile yetki ve sorumluluklar açısından da farklılık bulunmazken; 1. dereceye gelmiş yüksek öğrenimli olmayan astsubaylara 3.600 ek gösterge ve buna ait maaş ve emeklilik hakları sağlanırken, 1. dereceye gelmiş yüksek öğrenimli polislere 3.000 ek gösterge ve buna ait maaş ve emeklilik haklarının sağlanması, adil olmayan ve hakkaniyetle bağdaşmayan sonuçlara yol açmakta ve bu yönüyle yasa koyucunun kamudaki maaş ve sosyal güvenlik hakları siyasasını belirleme konusunda sahip olduğu takdir yetkisini kullanırken, göz önünde tutması gereken, “her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdürmek” ile “adalet ve hakkaniyet” ilkelerine ve ayrıca çalışanlara yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret ve diğer sosyal yardımları sağlamak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğüne uyarlık bulunmadığından, iptali istenen düzenleme Anayasa’nın 2. ve 55. maddelerine aykırıdır.

 

19. Anayasa’nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesinin 14.5.2015 günlü ve E.2014/177, K.2015/49 sayılı kararında da belirttiği üzere, bu maddede nitelikleri belirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılar.

 

20. Aynı görevi aynı siyasi otoriteye bağlı olarak farklı alanlarda yapan iç güvenlik personelinden astsubayların 1. dereceye yükselenlerine maaş ve emeklilik haklarına esas olmak üzere 3.600 ek gösterge verilirken, yasa koyucunun 1. dereceye yükselen polisin ek göstergesini 3600’e çıkararak adaleti sağlamak yerine, 3000 olarak belirleyip adaletsizliğin ve hakkaniyetsizliğin sürdürülmesinde ısrar etmesinde, sosyal adaletin ve toplumsal dengelerin gözetilmediği açık olduğundan, iptali istenen düzenleme, Anayasa’nın 2. maddesindeki “sosyal hukuk devleti” ilkesine de aykırıdır.

 

21. Bu itibarla iptali istenen düzenleme, Anayasa’ya aykırı olduğundan iptal edilerek, adalet ve hakkaniyet ilkelerinin gereği olan 1. dereceye gelmiş yüksek öğrenimli polislere de 3600 ek gösterge verilmesinin yasalaştırılması ve iptalden dolayı yasal boşluğun doğmaması için yasa koyucuya yasal düzenleme yapmasına yeterli sürenin verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

 

22. Yukarıda açıklandığı üzere, 29.1.2016 tarihli ve 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. maddesi, Anayasa’nın 2. ve 55. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

 

Okunma Sayısı:30598

Yorumlar:

Ziyaretçi: 23.11.2016-09:47:42
3600 akibeti nedir neden çalışmalardan haber verilmiyor
HABERE YORUM YAZIN