Polis İntiharları

Yayınlanma Tarihi:30-08-15 08:22

Yılda ortalama 50 polis intihar ediyor.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun CHP’li Üyesi Levent Gök’ün çalışmasına göre, son 12 yılda intihar eden polis sayısı 600. Üçte bir oranda intihar teşebbüsü var. 

 

ANKARA- Gök, geçtiğimiz haftaya damgasını vuran TSK’da er ve erbaşların intihar rakamlarından sonra Emniyet’teki durumla ilgili bir çalışma yaptı.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, 2 bin- 2012 arasında 600 polisin intihar ettiğini, üçte birlik bir oran da intihar teşebbüsü yaşandığını söyledi. Yılda ortalama 50 polis intihar ediyor.

Gök’ün resmi verilere dayanan çalışmasına göre, yaklaşık 50 polis intihar ediyor. İntiharlar en çok mesleğin ilk dört yılında yaşanıyor. 

NÖBETLERLE GECE GÜNDÜZ KARIŞIYOR 
Bir polis 320 saat mesai yapıyor. 12-12, 12-24, 12-36 gibi geceyi gündüze karıştıran nöbet tutuyor. Bu nöbet sistemi, toplumsal baskı, ücretlerdeki yetersizlik, geçim derdi, stres gibi birçok neden intihara sürüklüyor.

GÖK: EYLEMDE, KOMŞUSUNU, YAKININI GÖRÜYOR
Polisin ağır koşullarda görev yaptığını, özellikle toplumsal olaylarda üzerinde büyük bir baskı hissettiğini söyleyen Gök, “Eylemde, komşusunu, arkadaşını, yakınlarını görüyor. Sert bir müdahaleyi içinden doğru bulmayabiliyor. Ancak, katı hiyerarşik sistemde, bu müdahale zorunlu olduğu için üstünde bir baskı oluşuyor” dedi.

AİLESİYLE BİR ARAYA GELEMİYOR
Mesai saatlerinin ailesi, yakınlarıyla birlikte olmasını engellediğine dikkat çeken Gök, bunun psikolojik baskıyı artırdığına dikkat çekti. 

Bana gelen bu tip mektuplarda ve e-mailler de, mektubu yada elektronik postayı yazanların ne kadar doğruyu yazdıklarını, elimden geldiğince araştırmaya çalışırım. Sonra da, eğer bu gönderilen bilgiler doğru ise, bir diğer anlatımla ben de yazılanların net bilgiler olduğuna ikna oluyorsam, bu gelen bilgileri, hem gerekli yetililerle, hem de sizinle paylaşırım… 

İşte aşağıda kendisinden alıntı yaptığım polisin mektubu aynen şöyle;

‘…BAŞLICA SIKINTILAR VE ÖNERİLER

 

Poliste 12 saat mesai sıkıntısı var VE BİZ ARTIK ÖLMEYE BAŞLADIK. Polis meydanlarda, karakollarda, soruşturmalarda hak ihlalleriyle suçlanıyor. Ama NEDENDİR BİLİNMEZ, aynı polisler uzun çalışma koşullarıyla başlayan, yasadışı emirlerle, yöneticilerin keyfi davranışlarıyla çoğalan ve beylik silahından çıkan bir kurşunla son bulan yaşam hakkı ihlallerine uğruyor. Bunun kim farkında? Mevcut hüküm bu.

 

Telsiz cızırtıları arasında bol bol tekrarlanan “doğrudur, merkez, intikal ettik” gibi ruhsuz kelimeler, eski araçlar, lacivert üniformalar… Saatler süren nöbetler, uykusuz bakışlar, yorgun zihinler ki; bunların hepsi de ayrı ayrı verimi düşürmekte.

 

Geçmişi yüz yıldan daha öteye uzanan 250 bin kişilik bir teşkilatın, 2012 yılındaki manzarası hiç de iç açıcı değil. 2000 yılından bu yana 600’den fazla polis intihar etti. Bunun en az üçte biri kadar da intihar girişimi oldu. Her yıl ortalama 50 polis, beylik silahını şakağına dayıyor ve tetiği çekiyor…

 

Ben bu intihar konularında mesleğin rolünün olduğunu düşünüyorum. % 80-90 çalışma koşulları ve bitmeyen mesailer…  “Aldığımız maaş, çalışma saatlerimize bakınca gerçekten de çok az. Ayda 160 saat de, 320 saat de çalışsan aynı maaşı alıyorsun… Fazla mesai yok, yorgunluk diz boyu… Derdini anlatacağın kimse de yok…  Her gün itiş, kakış,dövüş, ölenler, kalanlar… Önce ‘bütün kötülükler beni mi buluyor’ diyorsun. Sonra alışıyorsun, alışıyorsun ama işte bu alışmayla birlikte de başka biri oluyorsun… Robot gibi oluyorsun, sanki sinirlerini alıyorlar. Ama hep de içine atıyorsun işte…”

 

Mesaiye başlayan 250 bin polisin ortak derdi nedir derseniz? Ben de kolaylıkla çalışma koşulları diyebilirim. Bir kısmı büro görevinde, saat 9 ile 6 arası memur mesaisi yapıyorlar. 

 

Daha çok operasyonel görevlerde yer alan polisler ise; olağanüstü durumlarda12 / 12, diğer zamanlarda 12 / 24 ya da 12 / 36 sistemiyle çalışıyorlar. Yani 12 saat çalışıp, 12 ila 36 saat arasında dinleniyorlar. Ve hepsi de aynı işi yapmasalar da aynı maaşı alıyorlar… 

 

12 / 12 çalışan bir polis, ayda 320 saat mesai yapıyor… Daha kötüsü ise; gece, gündüz tamamen birbirine karışıyor. Aileleriyle, arkadaşlarıyla, sosyal çevreleriyle ilişkileri zayıflıyor ve hatta bütün bütün kopuyor… Bir gündüz, bir gece çalışma insan metabolizmasını da çok kötü etkiliyor. Psikolojik tahribatlara da yol açıyor.

 

Bursa’da yapılan bir pilot uygulamada, polislerin mesaisi “ergonomik vardiya” adı altında 8 saat mesai, 24 saatlik istirahat biçiminde düzenlendi ve polislerin verimi de çok ciddi ölçüde arttı.

 

Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar başlığı altında yapılan düzenleme, olağanüstü durumlar ve hizmetin gerekleri dışında, mesai saatleri içinde çalışılabileceğini öngörüyor. Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 61. maddesi komiser ve polislere, haftada 24 saat izin verileceğini öngörüyor.Şu an ki hüküm bu olmasına rağmen bu durum pratikte hiç uygulanmıyor.

 

Peki ya fazla mesai?1975 tarihli Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını Gösterir Yönetmelik, bunun sınırlarını gösteriyor. Ancak en önemli meselelerden biri, bunun amirler tarafından pek de dikkate alınmaması. Meslek kültürü, “fazla mesai için para ödenmesini” tuhaf buluyor… Ve fazla mesaisini alamayan, tatil yapamayan, dinlenmeye fırsat bulamayan, ek işlere boğulan polis, hem içinden, hem de dışından çok yüksek bir sesle patlıyor… 

 

Mesleğin, çalışma koşullarının yarattığı bu “iş stresi” hem polisi, hem de polisten “hizmet alan” kamuyu etkiliyor. Polisler, giderek bunalıma sürüklenirken, bu göstericilere ya da vatandaşlara da maalesef ki “şiddet” olarak yansıyor.

 

İNTİHAR, NEDEN EN ÇOK POLİSLİK MESLEĞİNDE OLUYOR?: Polis intiharları konusunda en kapsamlı araştırma Murat Taşdemir’in “Polis İntiharlarının Sosyal Yönleri” başlıklı yüksek lisans tezinde mevcut. Taşdemir, araştırmasında intiharların büyük bir bölümünün; ‘mesleğin ilk dört yılındaki genç polisler arasında’ meydana geldiğini çalışmasında ispatlıyor. 

 

1996-2005 yılları arasındaki 289 polis intiharının incelendiği araştırmada, ‘polislerin mesleklerinin getirdiği stresle baş edemedikleri, katı hiyerarşi altında doğrudan halkla yüz yüze gelerek, karşılaştıkları sorunları çözmekte zorlandıkları ve kendilerini toplumdan ve çevreden soyutlamayı tercih ettiklerini’ belirtiyor. İntiharlar da ağırlıklı olarak, her bir birey “beylik silah” kullanıyor ve de silah taşınması da; ‘meslek alt kültürünün’ bir sonucu olarak, gururu ve korkusuzluğu simgeliyor.

 

Yine 1997 – 2002 yılları arasında, İstanbul polisindeki intiharları inceleyen bir diğer araştırma, 49 vakıanın tamamında beylik silahı kullanıldığına dikkat çekiyor. İstanbul polisinde, Türkiye’deki intihar oranlarının yaklaşık sekiz katı daha fazla intihara rastlanması, intiharların kişisel meselelerden çok, ‘doğrudan polislik mesleğiyle, ve mesleğin koşullarıyla’ ilintisini ortaya koyuyor. Ağır baskı altında çalışmalarına rağmen, polislerin kariyerlerini zedeleyeceği endişesiyle psikiyatrik danışmadan ve tedaviden uzak durması, çözümsüz kalan sorunların intihara kadar uzanmasına yol açıyor.

 

Kısacası biz polisler, bitmeyen mesailerden ve istihbarati sorumluluklardan bıktık ve usandık. Bu nedenle de biz, kısacası insanca çalışmak istiyoruz.

 

Saygılar Efendim…’ diyor 

 

Bence bu mektubu gönderen polis arkadaş, istemlerinde de çok da haklı. Yeter ki onu anlayacak / dinleyecek ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşan yöneticilere sahip olsun.

 

Zor mu? Değil, değil… Yeter ki istenilsin!..

ıllar önce intiharları önleme kapsamında emniyet mensuplarına vermiş olduğum bir konferansın sonunda salondan bir kadın polis söz almış, “Anlattıklarınızı dikkatle dinledim, tahminimce bu salondaki bir çok insanın sıkıntısı vardır. Fakat, intihar aklından geçiyor olsa bile hiç kimsenin kalkıp bir hekime başvuracağını düşünmüyorum” demişti. Nedenini sorduğumda mesleki kariyer kaygıları ve ruhsal problemli olarak damgalanma korkusu cevabını vermişti.

 

Hozat İlçe Emniyet Müdürü’nün intiharı ve son yıllarda artmaya devam eden polis intiharları ister istemez bu meslek grubunun çalışma şartlarını, meslek içindeki ilişki dinamiklerini, ruhsal sorunları olan memurların tedavi alıp alamadıklarını sorgulamamız gerektiğini tekrar gündeme getiriyor.

 

 

Hiyerarşik yapılanmanın  ve emir komuta zincirinin sert bir şekilde uygulanmak zorunda olduğu meslek gruplarında,  eğitim süreci içinde ve meslek hayatları boyunca bir alt kültür olarak emre itaat, güçlü olma, her türlü zorlukla baş edebilme, gerektiğinde hayatını ortaya koyarak görevini yapabilme gibi meziyetler yüceltilir. 

 

 

Böyle bir ortam içinde yetişen ve bu şartlar içinde yaşamak zorunda olan insanlar tamamen insani olan ve belki de çok kolay bir şekilde çözülebilecek sorunlarını, mesleki gelecekleri ile ilgili kaygılardan dolayı üstleri ile görüşmekten çekinirler. Ya da konuşsalar bile bu konuşmanın kendileri için yarardan çok zarar sağlayacağını bilirler. Bu tür kurumlarda ruhsal sorunları olan birisi olarak algılanmak işlerinizin ters gitmeye başlaması için başlı başına bir nedendir.

 

 

Son yıllarda Emniyet’in, çalışanlarının ruhsal sağlıkları ile ilgili en ufak bir problem yaşamamak için işleri sıkı tuttuğunu düşünüyorum. Bu tür hiyerarşik ortamlarda kimse risk almak istemediğinden, en ufak psikiyatrik belirti yada bir aile hekiminin yazmış olduğu antidepresan nedeni ile polis memurları silahlı görev yapıp yapamayacakları hakkında rapor almak üzere psikiyatri kliniklerine sevk ediliyor. Ayrıntılı muayene ve psikometrik testleri yapıldıktan sonra heyet kararı ile görevlerine devam ediyor yada edemiyorlar. 

 

 

İyi bir uygulama olduğunu düşünsem de bir çok polis memuru için stresli ve yaşamak istemedikleri bir süreç. Bu nedenle de kimse buna maruz kalmak istemiyor. Ruhsal sorunları olduğunda da  doktora başvurmaktan çekiniyorlar. Sonuç; intiharlar devam ediyor.

 

 

Genel topluma şöyle bir baktığınızda bir çok insan antidepresan kullanıyor, depresyon ve anksiyete bozukluğu oldukça yaygın ve tedavi edilebilen rahatsızlıklar. Fakat tedavi edilmediğinde intiharla da sonuçlanabiliyor. Yani ölümcül bir hastalık. 

Polisler de insandır. Genel popülasyonun muzdarip olduğu rahatsızlıkları onlar da yaşıyor. Ruhsal sıkıntısı olan toplumun diğer bireyleri gibi rahatça psikiyatri kliniklerine başvurabiliyor olmaları gerekir. Psikiyatri kliniğine başvurmuş olmak, ya da antidepresan tedavi alıyor olmak mesleklerini sürekli olarak yapamayacakları anlamına gelmez.

 

Emniyet teşkilatı içinde bu algı değişmedikçe, ruhsal rahatsızlığı olan çalışanların psikiyatri kliniklerine başvuru sıklığı artmayacak  ve önlenebilir intiharlar ne yazık ki devam edecek gibi görünüyor.

 

Dr.Hakan ERKAYA

                                        

POLİS İNTİHARLARI

Hakkı TUNCER

Emniyet Amiri

       Kuzey Texas Üniversitesi

A.B.D.

            Amerika Birleşik Devletlerinde bir polisin intiharı bağlı bulunduğu kurum ve meslektaşları tarafından utanılacak, teşkilatı zayıf düşürecek bir durum olarak kabul edildiğinden, çoğu zaman kaza ile ölüm olarak gösterilmekte, polis intiharları ile ilgili olarak ulusal kayıtlar bulunmamakta ve intihar eden polisler için resmi cenaze töreni düzenlenmemektedir.

            National P.O.L.I.C.E. Suicide Foundation (Ulusal Polis Intihar Kurulusu) tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, her yıl Amerika’da yaklaşık 300 polis intihar etmektedir.

            Örneğin;

            New York’ta 1985 yılından bu güne kadar 36 polis vazife başında öldürülmüş, aynı dönemde 87 polis intihar etmiştir.

            Los Angeles’ta 1989 yılında bu güne kadar 11 polis görev başında öldürülmüş, 20 polis ise intihar etmiştir.

            Chicago’da, 1990 yılından bu güne kadar 12 polis görev başında öldürülmüş, 22 polis ise intihar etmiştir.

            Tehlikeli görevlerde ölümle burun buruna çalıştıkları halde, görev başında öldürülen polislerin sayısı intihar ederek kendi hayatlarına son veren polislerin sayısından daha az olmaktadır.

Bu durum sadece eyalet polis teşkilatlarında değil, federal düzeydeki teşkilatlarda örneğin FBI’da da ortaya çıkmaktadır. FBI, 1993 yılından bu yana görev başında 4 özel ajanını kaybetmiştir. Ancak, aynı dönemde kendini öldüren özel ajan sayısı 18’dir.

            Polis intiharlarının nedenleri arasında, çok kısa bir süre içerisinde ölüm ile kalım arasında sonuç doğurabilecek karar vermenin gerektiği görevden kaynaklanan stres, birçok polisin toplumdan soyutlanmış olma hissinden kaynaklanan aile, kariyer, alkolizm ve depresyon gibi problemler bulunmaktadır. Boşanma, ayrılık, haksız yere soruşturmaya tabi olmak veya aşırı alkol kullanma önemli nedenler arasında sayılmaktadır.

            İntihar riskinde bulunan birçok polis, zayıf görünme, işlerini kaybetme, arkadaşları tarafından küçümsenme ve yardım talep etmeleri halinde gizli kalmayacağı gibi endişeler yüzünden profesyonel yardıma başvurmamaktadır.

            Polis intiharlarının önlenmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar arasında, polis birimlerinde bulunan psikologların sayısının arttırılması, memurların gizliliğe riayet edilerek bu psikologlar ile göruşmelerinin sağlanması, polis memurları ve rütbeli polisler ile ayrı ayrı toplantılar düzenlenmesi, polis amirlerinin intiharlar ile ilgili uyarı işaretleri hakkında bilgilendirilmesi eğitimleri yer almaktadır.

             Polis amirlerinin yardıma ihtiyacı olan polislerin sağlık yardımı alabilmelerini kolaylaştırmak için destekleyici rol almaları, gizliliğe riayed edileceği ve mesleklerini kaybetmeyeceklerine dair inandırıcı olmaları gerekmektedir.

Kaynak

CİNNET SAYIMIZ ŞEHİT SAYIMIZDAN FAZLA OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ ? 
Terör değil Cinnet Öldürüyor bizi !!!
EMNİYET-SEN Cinnetlere DUR diyor !

1990 yılında 5 kişi
1991 yılında 9 kişi
1992 yılında 3 kişi
1993 yılında 2 kişi
1994 yılında 22 kişi
1995 yılında 23 kişi
1996 yılında 38 kişi
1997 yılında 33 kişi
1998 yılında 32 kişi
1999 yılında 29 kişi
2000 yılında 49 kişi
2001 yılında 47 kişi 
2002 yılında 29 kişi
2003 yılında 27 kişi
2004 yılında 26 kişi
2005 yılında 19 kişi 
2006 yılında 29 kişi
2007 yılında 28 kişi
2008 yılında 27 kişi
2009 yılında 27 kişi
2010 yılında tespit edilmedi 
2011 yılında
tespit edilmedi 
2012 yılında
tespit edilmedi

Okunma Sayısı:3871

Yorumlar:

HABERE YORUM YAZIN