SORUYORUZ!

Yayınlanma Tarihi:15-10-15 08:39

MİLLETİMİZE ŞİKAYETİMİZDİR !

SAVCIYI ŞEHİT EDEN TERÖRİSTLERE ÖVGÜLER DİZEN ‘DİCLE DELİ’LERE ŞEHİT DİYECEKSEK, BU VATAN İÇİN CANLARINI GÖZLERİNİ KIRPMADAN TERÖRE VEREN ASKER VE POLİSLERİMİZE NE DİYECEĞİZ O ZAMAN?

Siyasi hatalar ve zafiyetler sonucu ölen ve öldürülen vatandaşlar şehit sayılırken görevi başında, görevine giderken ya da yolda yürürken kalleşçe şehit edilen Emniyet ve TSK mensuplarına ise zayiat gözüyle bakılıyor bu ülkede. Münferit bir adi olay gibi şehidimize yaklaşılıyor...

2014 yılında meslektaşlarımız Diyarbakır’da PKK mensuplarınca katledildiğinde, Emniyet Müdürü düzeyinde yapılan açıklamayla olayın faillerinin meçhul olması sebep gösterilerek polisleri şehit saymadılar. Diyarbakır’a atadığı polis memurlarının PKK isimli hainler tarafından şehit edilmesini, çözüm süreci diye adlandırılan ve çözülme süreci olduğu ortaya çıkan yanlış politikalarını gizlemek ve korumak adına görmezden geldiler.

Polislerin katledilişini failleri meçhul denilerek adi bir vaka gibi gösterdiler. Aynı hükümet, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı’ndaki elim terör saldırılarında öldürülenlere “sivil şehit” statüsünü getirmekte bir anlık tereddüt dahi yaşamamıştır. Vefat eden kişilerin yakınlarının bütün haklarından yararlandırılacağını Bakanlar Kurulu düzeyinde ele alınmıştır. Hükümet sözcüsü bakanın aracılığıyla büyük bir hassasiyet ve sahiplenme ile bu terör saldırısında öldürülen kişilerin yakınlarına adeta müjdelenmiştir. İlgili devlet kurumlarının seferber edildiği söylenmiştir.

25 Ağustos 2014 tarihinde Diyarbakır Kayapınar'da Polis Memuru Osman BAL’ın şehit edilmesi karşısında aynı şefkatli ve sorumluluk sahibi davranış gerçekleşmemiştir. Bir gün sonra 26 Ağustos 2014 tarihinde  yine Diyarbakır’da şehit edilen meslektaşımız Ali KIZILOĞLU’na da aynı şefkat gösterilmemiştir. Bilakis münferit adi bir vaka gibi üstü kapatılmıştır. Acılı ailesi devletin şefkatli elleri ile değil demir yumruğunu ile karşılaşmıştır. Meslektaşlarımızın şehit sayılmadığını ve yakınlarına şehit maaşı bağlanmadığını EMNİYET-SEN aracılığıyla basına bildirdik, açıklamalar yaptık. Kamuoyunu bu şekilde bilgilendirmemiz neticesinde Milliyet Gazetesi köşe Yazarı Tunca BENGİN de bu olaylardan bir köşe yazısında bahsetti (http://www.milliyet.com.tr/kanli-silahin-sirri/gundem/ydetay/2002109/default.htm) ve Emniyet Genel Müdürlüğüne polis memurlarının şehit statüsüne sokulması gerektiğini yazdı.

Emniyet-Sen olarak bu vicdandan ve izandan uzak vefasız uygulamayı kamuoyunda devamlı surette gündemde tuttuk. Bu süreçte şehitlik maaşından ve kanunla belirlenen diğer haklarından yararlanamayıp büyük bir mağduriyet yaşayan şehitlerimizin ailelerine yol yöntem gösterip destek olmaya çalıştık.

Meslektaşlarımızın şehit edilmelerinin üzerinden yaklaşık 1 sene sonra meslektaşlarımıza ancak şehit statüsü verildi ve şehitlerimizin yakınları haklarından yararlanmaya başladılar. Bu haksız uygulamanın devam ettiği süre içinde vatan ve millet için şehit olan bu arkadaşlarımız hakkında ne bir bakan açıklama yaptı ne de Emniyet Genel Müdürlüğü bir açıklama yaptı. Çünkü polislik mesleğinin fıtratında ölüm vardı ancak şehitlik sadece hükümetin istediklerine vardı.

Adi suçlarda şüpheliye müdahale ederken şüpheliler tarafından öldürülenler, bir olaya müdahaleye gidiş veya dönüşte ya da devriye görevi başında geçirdiği trafik kazasında ölenler dahi şehit sayılmamaktadır. Bilakis bu kazlarda şehit olan arkadaşlarımız ailelerinden aracın bedeli dahi talep edilmektedir. Herhangi bir güvenlik donanımı olmayan çağının gerisinde araçları kullanmakla görevlendirilen arkadaşlarımız bu araçlar içinde vefat ettiğinde şehit sayılmamaktadır. En acı örneklerden bir tanesi de Şırnak'ta eylemci grupla çıkan çatışmada öldürülen 26 günlük polis memurudur. Asaleti tasdik olmadığı için şehit sayılmamıştır. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Her örnek vefasızlığın birer örneğidir. Bizler bu vefasızlığı bilerek, görerek görevlerimizi tam yapmaya çalışıyoruz. Ancak aynı özveri bizleri yönetenlerce gösterilmemektedir.

2012 yılında kaçakçılara yönelik Uludere’de yaşanan olayda ve geçtiğimiz günlerde Ankara Garı’nda yaşanan terör saldırılarında öldürülen sivillere ve yakınlarının kanunla verilen hakları konusunda Devlet yetkilileri tarafından gösterilen hassasiyetinin binde biri bile gerçek şehitlerimize gösterilmemektedir. Bu durum Milletimizi ve bizleri çok yaralamaktadır.

HÜKÜMETİN ŞEHİT GÜVENLİK GÜÇLERİMİZE VE AİLELERİNE KARŞI SIKÇA GÖRÜLEN BU VEFASIZLIKLARINI MİLLETİMİZE ŞİKAYET EDİYORUZ.

BU VEFASIZLIĞA KARŞI HERKESİ SESSİZ KALMAMAYA, HER TÜRLÜ İLETİŞİM ARACILIĞIYLA İLGİLİ YERLERE İLETMEYE VE CEVAP İSTEMEYE DAVET EDİYORUZ.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Emniyet-Sen Genel Başkanlığı

 

Okunma Sayısı:2250

Yorumlar:

HABERE YORUM YAZIN