SADECE KALLEŞ KURŞUNLARA GELİŞİMİZİ Mİ İZLEYECEKSİNİZ?

Yayınlanma Tarihi:30-08-15 08:38

Şanlıurfa Ceylanpınar’da ve Diyarbakır’da hunharca şehit edilen, vatan evlatları polis memurları Feyyaz YUMUŞAK, Okan ACAR ve Tansu AYDIN kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına, Teşkilatımıza ve Türk Milleti’ne sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Büyük Türk Devleti, ne yazık ki son yıllarda terör suçlarına karşı sert tedbirler almak yerine, silahları terk edeceği beklentisiyle terör örgütüne müsamahayla bakan bir çizgide hareket etmiş, bu müsamahalı bakış gelinen noktada, artık maalesef iyi niyet budalalığına dönüşmüştür.

Yaklaşık altı senedir sürdürülen bu polyannacı yaklaşımın çoktan terk edilmesi gerekirken, bundan vazgeçildiğini gösteren bir tutumun hükümet tarafından hala gösterilmemesi ve bu mevcut politikasından yönetimi vazgeçirecek çapta ülkemizin sivil toplum örgütleri dahil, hiçbir kurum ve kuruluşun, gerek güçlü bir tavır koymaması, gerekse geliştirdikleri zorlayıcı tedbirleri devreye sokmuyor olması, Milletimiz ve bu milletin evlatlarından oluşan güvenlik güçlerimiz bakımından hiçbir şekilde kabul edilebilir bir durum değildir.

Bizler artık sadece; Şişşt sessiz olun, polisler ölüyor! Şişşt susun, EGM susuyor ! demeyeceğiz. Bizler gerekirse yine öleceğiz ama, kalleşçe ölmeyeceğiz. Onlara bir yandan “afacan çocuk seni” diye bakmayı, bir yandan kalleş kurşunlarına hedef olmayı istemiyoruz. Şimdi soruyoruz; nerede bu ülkenin kurumları, kuruluşları, sivil toplum örgütleri? Nerede bu siyasal partiler? Nerede TBMM? Nerede hükümet? Nerede EGM? Sadece polisleri izinden geri çağırmakla bu sorunlar çözülür mü sanıyorsunuz? Nerede etkin mücadele planları? Nerede bir yol haritası?

Sadece kalleş kurşunlara gelişimizi mi izleyeceksiniz? Sıradaki polisin ölümünü mü bekleyeceksiniz?

Evet, bu hiçbir şekilde sineye çekilebilir bir durum değildir. Habur’da oynanan tiyatroyla başlayan bu süreç sonunda, bölücü başı imralı canisinin “sevgi pıtırcığı” haline geldiğini de gördük. Hatta “iyi insan olduğu, gençken namaz kıldığı” gibi saçmalıkları da, sorumluluk mevkiinde olanlar söyleyebildiler. Bunları da gördük, duyduk.

Basiretli bir yönetim, güçlü bir irade ile bu sorunu kökten çözebilecekken dış dayatmalar ve uygulamalar ile teröristler şımartıldı, adeta barış güvercinleri haline getirilerek ülkemiz insanı iyice kutuplaştırıldı. Yiğit vatan evlatlarının kalleşçe öldürülmeye başlanmasıyla; bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha anlaşılmıştır ki; teröre ve teröriste taviz vererek çözüm bulunamaz.

Kalleşçe vurulan polislerimizin, askerlerimizin anaları ana değil midir? Bu anaların gözyaşları yok mudur? Çocukları kalleşçe oyunlarla; sırtlarından, enselerinden vurulan şehit analarının yüreğinin yanmasına, artık iyi niyet budalalığına dönüşen politikaları devam ettirmekle ortam yaratanlar artık kendine gelmeli, eteklerindeki taşları dökmelilerdir.

Önemle belirmek isteriz ki; çözüm sürecinin bir benzeri 8-9 yıl önce İspanya devleti ile Eta terör örgütü arasında yaşanmıştır. Verilen tavizlerden tatmin olmayarak daha fazlasını daha da fazlasını isteyen eta tekrar eylemlere başlamıştır. Bu durum üzerine ispanya terörü anlaşmayla değil, tedbir ve etkili eylemlerle bitirilmiştir. Bu durum karşısında İspanya Başbakanı Zapatero, Ocak 2007’de ETA ateşkesine yönelik iyimser bir tutum benimsemesinden dolayı halktan “Siyasi liderler arasında bu sık rastlanan bir durum olmasa da, tüm İspanyol vatandaşlarına söylemeliyim ki, son derece açık bir hata yaptım.” diyerek özür dilemek durumunda kalmıştır.

Görüleceği üzere, örneği daha önce yaşanmış bir “çözüm çıkmazından” ders çıkarmak yerine, ısrar etmek doğru değildir. Son bir hafta içinde yaşadığımız vak’alar terör örgütü açısından çözüm sürecinin aslında bir oyalama ve güçlenme süreci olduğunu açıkça göstermiştir.

Devlet veya hükümet yetkilileri, artık her kimse görüşen; teröriste yüz vermenin, terörü ne kadar azdırdığını, pervasızlaştırdığını ve küstahlaştırdığını Türk Milleti artık görmeli ve bütün kurum ve kuruluşlarıyla tepkisini koymalıdır.

Elindeki silahı bırakmayanlara ve silahla, terörle arasına somut ve gerçekçi mesafe koymayanlara karşı; siyasi, askeri ve adli tedbirler en üst düzeyde hayata geçirilmeli, bütün olanaklar seferber edilmeli, topyekün bir mücadeleye başlanmalıdır. Büyük Türk Milleti ve evlatları buna çoktan hazırdır.

Kahrolsun her türlü terörizm, kahrolsun terörü sadece izlemekte ısrar edenler, yaşasın Büyük Türk Milleti…

Emniyet-Sen Genel Başkanlığı 

Okunma Sayısı:1656

Yorumlar:

HABERE YORUM YAZIN